Duyurular


TBMM KONUŞMASI

Tarih : 2013-01-01


Okuma Sayısı : 2128

BASIN AÇIKLAMASI (04/01/2012)

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın
TBMM Genel Kurulunda
375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Görüşmeleri Esnasında
Gündeme Taşıdığı Konular

EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET KANUNU TBMM’DEN KAÇIRILARAK ÇIKARILMIŞTIR
Bu Teklif ile “Eşit işe eşit ücret” diye adlandırılan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen düzenlemelerden Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile bu Başkanlığa ait unvanlar çıkarılmaktadır. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğünde görev yapan pilot, uçuş ve görev ekibine ödenen tazminat oranları yeniden belirlenmekte, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan denizaltıcı uzman erbaşlara halen ödenmekte olan tazminata ilişkin sehven verilmeyen düzenleme yapılmaktadır.

Eşit işe eşit ücret düzenlemesi daha yürürlüğe bile giremeden delinmektedir.
Yani Dakika bir, gol bir. Hem de AKP’nin kendi kalesine attığı bir gol.

Bütçe görüşmeleri esnasında 666 sayılı KHK ile ilgili yaptığım değerlendirmelerde, yetki kanunu kapsamında mali hakların yer almadığı, bu düzenlemenin TBMM’den kaçırılarak yapıldığı, ayrıca eşit değerde işe eşit ücret düzenlemesi niteliğini taşımadığı, dolayısıyla kaçak yapılan ruhsatsız bir yapı gibi, malzemesinin de çürük olmasından bahisle en ufak sarsıntıda bu yapının göçeceği benzetmesini yapmıştım.

Nitekim görüşmekte olduğumuz bu Kanun Teklifi ile, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı kapsam dışına çıkarılmakta olup, bu durum eşit işe eşit ücret sloganı ile yapılan düzenlemenin aslında eşit işe eşit ücret öngörmediğini açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Teklifin gerekçesinde ve Komisyonda yapılan görüşmeler esnasında sunulan gerekçelerde, eşit işe eşit ücret adıyla yapılan düzenlemenin TOKİ çalışanlarının mağduriyetine yol açtığı, TOKİ’nin çok önemli bir kurumumuz olduğu, bu itibarla sözkonusu düzenleme kapsamından çıkarılması gerekliliği ortaya konulmuştur.

Bu gerekçeler mutlaka doğrudur. TOKİ çalışanları mağdur olmaktadır. Ancak, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı çalışanları açısından ortaya çıkan mağduriyet, birçok bakanlık ve kurum personeli için de sözkonusudur.

Her bakanlığımız ve kurumumuz önemli hizmetler yürütmektedir, sadece birini önemli görüp diğerlerini görmezden gelmek dürüst bir yaklaşım değildir.

O nedenle, mağdur olan birçok bakanlık ve kurum personeli içinde adaletsizlikleri giderecek düzenleme yapılması gerekmektedir.

666 SAYILI EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET KANUNU KURUMLARIN GÖRÜŞÜ ALINMADAN TEK TARAFLI OLARAK HAZIRLANMIŞTIR

2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de önceki örneklerinde olduğu gibi tek taraflı olarak, kapalı kapılar ardında sosyal tarafların görüşleri alınmadan hazırlanmıştır.

Bu noktada gerek anayasa gerekse kanunlarla belirtilmiş olmasına rağmen, kamu görevlilerinin en temel mali ve sosyal haklarından biri olan ek ödeme ve eşit işe eşit ücret konusunun, toplu sözleşme sürecinden kaçırılarak, tek taraflı bir düzenleme ile hatta TBMM’den, yasama denetiminden dahi kaçırılarak Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmesinin yanlış olduğunu vurgulamakta fayda vardır. Toplu sözleşme masasının konusunu teşkil etmesi gereken ek ödemenin KHK ile düzenlenmesi doğru bir yaklaşım olmamıştır.

666 sayılı KHK; zaten bölük pörçük olan sistemi daha da karmaşıklaştıran, bazı memurların maaşlarındaki iyileştirmeler dışında ücret rejimine anlamlı bir katkı yapmayan aksine personel rejimine yeni bir yama daha ekleyen “gecekondu” niteliğinde bir düzenlemedir.

Yapılan düzenleme ile kamudaki yaklaşık 405 bin çalışanın maaşında, oranları farklı olmakla birlikte artış sağlamıştır. Ancak çoğu memur için kararnameden beklenen umutlar, hüsrana dönüşmüştür.

Farklı kurumlarda emsali bulunan unvanların ücretleri eşitlenmeye çalışılırken, kamu görevlilerinin büyük çoğunluğunu oluşturan öğretmen, din görevlisi, hekim dışı sağlık personeli, polis, subay, ast subay, profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi gibi birçok kamu görevlisi görmezden gelinmiş ve bu personele herhangi bir artış yapılmamıştır.

Bir tarafta ücretlerinde hiç artış yapılmayan hatta tazminatları azaltılan kamu görevlileri bulunurken, diğer tarafta ücretleri yüksek oranlarda artacak kamu görevlilerinin varlığı çalışma barışının bozulmasına yol açabilecek bir olumsuzluk oluşturmuştur.

ÖĞRETMENLERİMİZ, AKADEMİSYENLERİMİZ YOK SAYILMIŞTIR

666 sayılı KHK’den öğretmenlerimiz maalesef yararlanamamıştır. Öğretmen yok sayılmıştır. Akademik personel yok sayılmıştır. Öğretmenler, hocalar gerçekten hayal kırıklığına uğramıştır. Üniversite hocalarımızın, öğretmenlerimizin nasıl geçindiğinden haberiniz var mı?

Çocuklarımıza bir harf öğretebilmek için en ücra köşelerde heyecanla görev yapmaya çalışan, milletimizin aydınlık geleceğine katkı vermek için fedakarca hizmet veren öğretmenlerimizin, ekonomik problemler karşısında çaresiz kalmaları asla kabul edilemez.

Kendi ailelerinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmekten uzak kalmış bir mesleğin mensuplarının, bu ağır ekonomik şartlar altında görevlerini layıkıyla yapmalarını beklemek insaflı bir yaklaşım değildir.

Bu kutlu mesleğin mensuplarının, hangi gerekçeyle olursa olsun çözemediğimiz sorunlarının, milletimizin geleceğinde ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek durumundayız.

POLİSLERİMİZ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR, HAKETTİKLERİ DERECEYİ ALAMIYORLAR
Bu düzenlemede, Polisler neden görmezden gelinmiştir? Madem ek ödemelerini artırmadınız, bari derece sorunlarını çözseydiniz. Ön lisans ve lisans mezunu, hatta yüksek lisans ve doktora yapan Polis memurları, emeklilik müktesebi olarak 1’inci dereceyi alamıyorlar. Ama diğer memurlar alabiliyor. Sayfa sayfa kararnameler yayımlandı, neden böylesi bir eşitsizliği giderecek düzenleme yapmadınız? Polise bu haksızlığı neden reva görüyorsunuz?

KİT’lerde I Sayılı Cetvele tabi olarak çalışan personelden bölge müdürü, başmüdür, fabrika müdürü, müessese müdürü, işletme müdür, diğer müdürler ve yardımcıları ile savunma uzmanları ve sivil savunma uzmanlarının ek tazminat oranlarında azalma olmaktadır. Bu durum, büyük bir adaletsizlik doğurmakta ve kazanılmış haklardan geriye gidiş anlamı taşımaktadır.
MALİYE BAKANLIĞI PERSONELİ MAĞDUR EDİLMİŞTİR
Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresinde çalışan Şube müdürleri, müdürler, müdür yardımcıları ve birçok personel mağdur edilmiştir. Defterdarlık uzmanları ve gelir uzmanları merkez ve taşra ayrımı yapılarak yeni bir ayrımcılığa gidilmiştir.

Türkiye genelindeki vergi dairesi müdür ve müdür yardımcıları Cumhuriyet tarihinde ilk kez Maliye Bakanlığı önünde eylem yapmıştır. Mağdur olduklarını iş yüklerinin çok fazla olmasına rağmen düşük maaş aldıklarını ve bu durumun düzeltilmesini istiyorlar. Kontrolörler, denetmenler, ve uzmanların hepsi hakkaniyetin sağlanması için eylem yapıyor.

Yapılan düzenleme ile Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanları, Türkiye İş Kurumu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gibi daha birçok bakanlık ve kurumun çalışanları için haksızlık ve eşitsizlik sözkonusudur.

Kurumların teşkilat kanunlarında ve diğer farklı mevzuatlarda öngörülen ikramiye, maktu fazla çalışma ücreti gibi ödemeler, 15.01.2012 tarihi itibarıyla sona erdirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bazı ünvanların ek ödeme oranlarında çok yüksek artışlar yapılmış gibi görülürken, aslında kesilen fazla mesai, ikramiye gibi ödemeler nedeniyle hak kaybı yaşanacak, bazılarında ücret artışı ya hiç olmayacak ya da sınırlı kalacaktır.

Kamu personelinin yıllardır özlemle beklediği eşit işe eşit ücret talebinin gerçeğe dönüştürüldüğünü söyleniyor. Nerede eşit işe eşit ücret?

Bu KHK’yı kapalı kapılar ardında dizayn edenler acaba hangi adaleti sağlamışlardır?

Değerli Milletvekilleri

Hükümete 6 ay süre ile kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi veren 6.4.2011 tarihli ve 6223 sayılı Kanun uyarınca sürenin dolduğu 2 Kasım 2011 tarihine kadar toplam 35 adet kanun hükmünde kararname çıkartılmıştır. Kararnameler ile bakanlıklar, bağlı ve ilgili kuruluşların teşkilat, kadro, görev ve yetkileri ile çalışanların mali ve özlük haklarına ilişkin kapsamlı düzenlemeler yapılmıştır.

Yetki kanunu ve gerekçesi, dokuz yıldır iş başında olan AKP hükümetlerinin kamu yönetimini, personel rejimini, emeklilik rejimini içinden çıkılmaz bir hale getirdiğinin ikrarıdır. Bu Kanunun gerekçesinde, 58, 59 ve 60. AKP Hükümetleri döneminde yürürlüğe konulan düzenlemelerin kamu yönetimini hantal yapısından kurtarabilmek için yeterli olmadığı açıkça ikrar edilmektedir. 9 yıldır Anayasa’yı bile değiştirecek çoğunluğa sahip olan AKP’nin hala bunları söylüyor olması AKP adına utanılacak bir durumdur.

Çıkartılan KHK’lerle İlgili Genel Sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.

Yapılan düzenlemelerin, Yetki kanununun kapsamına uygun olmaması,

Yapılan düzenlemelerin birbiriyle uyumlu ve tutarlı olmaması,

Kamu kurumları arasında görev ve yetki çakışmalarının artması,

Yapılan teşkilat düzenlemelerinin hizmet gereklerine bağlı olmaksızın personelle ilgili sebeplere dayanması, tüm yöneticiler başta olmak üzere mevcut personelin görevlerine son verilerek adeta bankamatik memuru yapılmaları suretiyle çalışanların onurları ile oynanması,

İptal edilen kadrolar yerine yeni kadrolar ihdas edilmesi sebebiyle yapılan düzenlemelerin hizmet icabından olmayıp kadrolaşmaya dönük olduğunun anlaşılması,

Memurların çalıştıkları yerler dışında merkez ve taşrada görevlendirilmeleri adı altında sürgünlerin yolunun açılması,

Bu şekilde çalışanlar arasında huzursuzluk ve keyfi uygulamalarla mağduriyetler yaratılması, gibi sakıncalı hususlar yer almıştır.

ÜCRETLER ARASINDAKİ DENGESİZLİK MÜNFERİT DÜZENLEMELERLE ARTMIŞTIR

Yeni bir “personel rejimi” ve “ücret rejimi” nin süratle hayata geçirileceğini taahhüt etmesine rağmen hükümet bu yönde 9 yıldır bir adım atmamıştır. Tam aksine, AKP hükümetleri döneminde ücretler arasındaki dengesizlik ve adaletsizlik münferit düzenlenmelerle artmıştır.

666 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname Ne Getirmektedir

Yapılan düzenleme, aynı işi yapmalarına rağmen çalıştıkları kurum ve bazen de statüleri gereği çok farklı ücret alan personelin farklı ödemelerini kaldırması, yaklaşık 400 bin memurun maaşında artış sağlaması, zaten zor durumda olan memurlarımızın refahına bir ölçüde de olsa katkıda bulunması sebepleriyle olumludur.

Ancak hazırlanışında sendikalar yoktur ve katılımcı ortak aklı yansıtan bir kararname değildir. Düzenleme ile benzer unvanlarda olanların aynı ücreti almaları sağlanmış, ancak eşit işe eşit ücret uygulamasına dair herhangi bir adım atılamamıştır.

İşlerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışanların nitelikleri ve atanmalarını içeren “işin değeri” ne dayalı bir ücretlendirmeye gidilmediğinden Kararname “eşit işe eşit ücret” getirmemektedir. Teknik açıdan ıslaha muhtaçtır. Tamamlayıcı birçok düzenleme gerektirmektedir.

Çoğu memur için kararnameden beklenen umutlar, hüsrana dönüşmüştür.

Ücret sisteminin yeniden ve adil bir şekilde oluşturulması ve farklı ödeme kalemlerinin sadeleştirilmesinin sağlanması düşüncesinden hareketle hazırlandığı ifade edilen düzenleme ile, mevcut ödeme kalemlerinde herhangi bir azalmaya gidilmediği gibi yeni ödeme kalemleri getirilmiştir.

Düzenleme yapılırken personelin; benzer nitelikte olmadıkları halde, sadece benzer unvanlarda bulunmalarından dolayı aynı ücreti almasının yaratacağı motivasyon ve verimlilik düşüşü ile iş yükü farklı olan personelin aynı ücreti almasının yaratacağı olumsuzluklar göz ardı edilmiştir.

Eşit işe eşit ücretten sadece aynı unvana sahip olanlara aynı ücreti ödemenin anlaşılması ve düzenlemenin bu anlayışa göre şekillendirilmesi, İşin tanımlanarak hangi işlerin birbirine eşit olduğuna ilişkin bir çalışmanın yapılmaması; ücret grupları belirlenirken işin mahiyeti, şümulü, görev, yetki ve sorumluluk açısından getirdiği yük ve risk ile görevlilerin niteliklerinin gözetilmemesi, işin değerinin belirlenmemiş olması,

İş yükü fazla kurumlardaki memurların iş yükü az olan kurumlara geçme çabasına girmesine, özel nitelik gerektiren işler için nitelikli personelin genel ücret sistemi içinde tutulamayacak olmasına yol açacaktır.

Kamuda en önemli sorun olan verimliliğin göz ardı edilmesi, yapılan düzenleme ile binlerce bankamatik memuru oluşturularak bunların en verimli çağlarında hizmet üretmekten alı konulmalarına neden olacaktır.

Halen 80’in üzerinde ödeme unsuru içeren karmaşık maaş sisteminin sadeleştirildiği, anlaşılabilir, şeffaf, adil unsurları içeren kabul edilebilir sağlıklı bir ücret rejimi; ancak kamu çalışanlarının tümünün hukuki ve mali statülerini birlikte esas alan ve ilgili tarafların etkin katılımıyla yapılan bütüncül bir çalışma ile mümkün olabilecektir.

Düzenlemenin, çok fazla sorunu barındırması nedeniyle, bugün olduğu gibi yakın zamandan başlayarak sık sık değişikliğe uğrayacağı ve ilk halinin birçok bakanlık ve kurm personeli için delinmesi anlamına gelebilecek düzenlemelere konu olacağı muhakkaktır.

MHP olarak; Personel rejiminin liyakatı esas alan ve performansı değerlendiren bir çerçevede ele alınması, ücret adaletini sağlayarak görev, yetki ve sorumluluklarla birlikte başarının ödüllendirilmesi, “eşit değerde işe eşit ücreti” sağlayacak adil bir ücret rejiminin tesis edilmesi, ülkenin her yerinde hizmet ihtiyacı ile mütenasip nicelik ve nitelikte personel istihdamının sağlanmasını gerekli görmekteyiz.”

EMEKLİLERİMİZ AÇLIK SINIRININ ALTINDA MAAŞ ALMAKTADIR
Kamu görevlilerine yapılan tüm ödemelerin emekliliğe sayılması ve bu şekilde, emekli olacak kamu görevlilerinin emekli maaşlarının son derece düşük kalmasının önüne geçilmesi konusunda bir çalışma yapılmamıştır. Bu noktada ek ödemelerden damga vergisi hariç hiçbir kesinti yapılmayacak olması, bu ödemelerin hiçbir şekilde emekliliğe yansımayacağını ve kamu görevlilerimizin emekliliklerinde mağduriyet yaşayacağı anlamı taşımaktadır.

Emeklilerimizin yıllarca hizmet verdikten sonra geçim kaygısı duymadan, onuruna yaraşır bir hayat sürmesini temin etmek devletin önemli ve öncelikli görevlerinden biridir.

Ancak, emeklilerin tamamına yakını açlık sınırının altında aylık almaktadır. Emeklilerin enflasyona ezdirilmediği söylense de halkın gerçek enflasyonu yansıtan gıda, kira, ulaşım, su, elektrik ve gaz gibi kalemler açısından değerlendirme yapıldığında durumun söylendiği gibi olmadığı anlaşılacaktır.

AKP Hükûmeti son yıllarda emeklilere hep umut vermiş ancak emeklileri sürekli aldatmış ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vaat etmesine karşın, daha da adaletsiz hâle getirmiştir. Emekli aylıklarının refah payını düşürmüştür.

2012 bütçesi rakamları da emekli, dul ve yetim aylıklarında herhangi bir iyileşmeyi öngörmemektedir. Emekli aylıklarının önceki altı aylık enflasyona göre artırılması sözkonusudur.

Duyuruyu Arkadaşıma Gönder (Mail Adresini Yazınız)    

DİĞER DUYURULARIMIZ

 Duyuru BaşlığıOkunma SayısıTarih
Oku Banka Düzenli Ödeme Talimatlarımız Değişmiştir. 2655 2013-01-01
Oku Brifing Raporu 4420 2013-01-01
Oku Gelir Uzmanlarının Sesi 3503 2013-01-01
Oku Milletvekillerine Açık Dilekçe 3144 2013-01-01
Oku TOPLANTI (ÖNEMLİ) 2006 2013-01-01
Oku ÇALIŞMA GRUBU TOPLANTISI 1790 2013-01-01
Oku RANDEVU TALEBİ 1887 2013-01-01
Oku ÜYELİK FORMU 1930 2013-01-01
Oku RANDEVU TALEBİ 1893 2013-01-01
Oku ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER 1541 2013-01-01

 « Geri Dön