Guyader / Canlı Yayın Metni

CANLI YAYIN

02 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “eşit işe eşit ücret” politikası uygulanmak istenirken, söz konusu kararname maksadını aşmış, ülkemizde sosyolojik anlamda var olan sınıfsal çatışmalara merkez ve taşra ayrımı yapılarak bir yenisi eklenmiştir.

Merkez teşkilatında çalışan uzmanın, unvan ve kadrosu “uzman” olduğu gibi taşra teşkilatında çalışan Gelir Uzmanın unvan ve kadrosu da “uzman”dır. Her ikisi de bilgi, beceri, kamu hizmetinin etkin ve verimli sunumundaki yeterliliği, eğitim, yetiştirilme koşulları, açıktan atama veya kurum içerisinden atama yönünden aynı hak ve yetkilere sahiptirler. Merkez teşkilatında görev yapan merkez uzmanlarının; Bakanlıkların ve ilgili kamu kurum ve kuruluşların “merkez” birimlerinde istihdam edilerek diğer uzmanlar karşısında özlük haklarının iyileştirilmiş olması dışında görevin tanımı, içeriği, sorumluluk, göreve alınma, bilgi ve  becerisi yönünden hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Hal böyle iken her ikisi de uzman olan kadrolara merkez ve taşra ayrımı getirilmiş, Gelir Uzmanları taşralı sayılarak bütün özlük haklarından mahrum bırakılmıştır. Ayrıca, Gelir Uzmanlığı mevzuat yeterliliği kadar psikoloji ve halkla ilişkiler yeterliliği de gerektirmektedir.

Hatta taşra uzmanı olarak belirtilen Gelir Uzmanlarının iş yükü ve çalışma koşulları diğer kurumlarda çalışan merkez uzmanlarından çok daha ağırdır. Yaptığı iş ve işlemlerde, sunduğu kamu hizmetinde, merkez uzmanının taşıdığı bilgi ve becerinin yanı sıra vergi mevzuatının tamamına hakim olmak Kanunları doğru uygulamak, doğru zamanda doğru bilgi ve beceriyi gösterebilmek için kendisini sürekli geliştirmek zorunda olduğu gibi yaptığı iş ve işlemlerden kaynaklanacak maddi kayıplar karşısında maddi tazmin sorumluluğu bulunmaktadır.

Aynı zamanda her iki uzman da aynı merkez ve çevrede yetişmekte, aynı merkez ve çevrenin sosyo-ekonomik ve kültürel güçlükleriyle eşit ölçüde mücadele etmektedir. Hatta bu açıdan bakıldığında taşra uzmanlarının çalışma koşulları daha zordur. Örneğin, Ankara, İzmir veya İstanbul’da ya da ülkemizin herhangi bir şehrinde hizmet veren taşra uzmanlarının çalışma koşulları, trafik sorunları, sosyo-ekonomik ve kültürel ihtiyaçları merkez uzmanlarıyla aynı olduğu halde biri merkez uzmanı sayılarak özlük hakları ciddi derecede iyileştirilmiş, diğeri ise taşra uzmanı olması nedeniyle herhangi bir hak elde edememiştir.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “eşit işe eşit ücret” adı altında, Maliye Bakanlığı Defterdarlık Uzmanları ile Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Uzmanları dışındaki bütün Bakanlıklardaki uzmanların 657 sayılı Kanunda yeri olmamasına rağmen “merkez uzmanı” denilerek özlük hakları iyileştirilmiş, Gelir Uzmanları ise kapsam dışı bırakılarak mağdur edilmiştir.

Diğer Bakanlıklarda, özlük haklarının iyileştirilmesi için sırf “merkez uzmanı” olarak adlandırılarak hiçbir katma değer yaratmayan birçok uzmanlık ortaya çıkarılmış ve bu uzmanlıkların hepsi iyileştirme kapsamına alınmışken, asli görevi Devletin gelirini toplamak olan ve Devletin can damarında görev yapan, ülkeye bütün uzmanlıklardan kat kat daha fazla katma değer kazandıran Gelir Uzmanları dışlanarak haksızlığa uğratılmıştır.

Gelir Uzmanlarını üzen noktalardan birisi de, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin hazırlanmasına Maliye Bakanlığının öncülük etmesidir. Ne acıdır ki, diğer bütün Bakanlıklar kendi personelinin özlük haklarını iyileştirmek için canla başla çaba sarf ederek Maliye Bakanlığını ikna ederken, Bakanlığımız Devlet Gelir Uzmanları dışında kendi uzmanlarını (öz evlatlarını) özellikle görmemezlikten gelerek bizleri derinden yaralamış, maliye çalışanlarının çalışma barışı ve motivasyonu kalmamıştır. Hiçbir konuda birliktelik sağlayamayan maliye personeli bu son süreçte Vergi Dairesi Müdürü, Müdür Yardımcısı, Gelir Uzmanı ve Memuru vb. bütün personeliyle aynı duygu ve düşünceyi paylaşır hale gelmiştir. Şu anda Gelir İdaresinin taşra birimlerinde çalışma şevki, olabilecek en alt seviyededir. Taşrada kimse mutlu ve huzurlu değildir.

Maliye Bakanlığı’nda Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri Vergi Müfettişliği unvanında birleştirilerek Ülkemizde % 50’ler nispetinde olan kayıt dışı ekonominin önüne geçmek ve % 3’lerde olan vergi denetiminin ise tek elde toplanarak denetim etkinliğinin artırılması vergi kayıp ve kaçağının önüne geçilmesi, kayıt dışı ekonominin önlenmesi hedeflenmiştir.

Ancak, bu birleştirme sonucu kurulan Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nda eski unvanları Vergi Denetmeni olan yeni Vergi Müfettişlerine daha önceki dönemde bakmaya devam ettikleri küçük ve orta ölçekli işletmeler bağlanmış, merkez-taşra elemanı ayrımı yapılmadan ücret ve statüler eşitlenmiştir. Hedeflenen amacın ise gerçekleşmesinin mümkün olmayacağı açıktır. Teftiş kurulunda ücret ve statüler eşitlenmesine rağmen, kamu kurumlarında çalışan Gelir Uzmanları ile diğer uzmanlar arasında ücret ve statüler arasında merkez ve taşra ayrımı yapılarak eşitsizlik meydana getirmek hukuk devletinin ilkelerine aykırıdır. Ayrıca, vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi ve kayıt dışı ekonominin önüne geçilmesi Gelir Uzmanlarına bir an önce vergi inceleme yetkisinin verilmesiyle mümkün olabilecektir. Aksi takdirde bu yapı hep böyle gerçekleştirilemeyen hedeflerle devam edecektir.

Öte yandan, Sayın Bakanımızın “ücretlerinde herhangi bir düşme olmamıştır” açıklaması bizlerin heyecan ve azmini bir kez daha yıkmıştır. Bırakınız diğer Bakanlıklardaki merkez uzmanı yapılarak özlük hakları iyileştirilen personeli, kendi Bakanlığımızda taşra kadrolarında görev yaptığı halde aynı işi (eşit işi) yaptığımız aynı masada çalıştığımız Devlet Gelir Uzmanları ile Gelir Uzmanları arasında bu Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmadan önce özlük hakları açısından çok cüz’i 100,00-150,00.-TL gibi bir farklılık bulunurken, söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile yaklaşık 1.600,00-2.000,00.-TL’lik bir fark yaratılarak çalışma barışı bozulmuştur.  Yani eşit işe eşit ücret kendi Bakanlığımızda dahi uygulanmamış, personelde herhangi bir motivasyon bırakılmamıştır. Hiyerarşik yapı da darma dağınık bir hal almıştır.

Yine, Sayın Bakanımız “biz diğer Bakanlıklara örnek olmalıyız” açıklaması ile kendi personelinin taleplerine kapılarını kapatmış, ancak diğer Bakanlıklar; personelinin özlük haklarını iyileştirmek için hep gayret sarfetmiş, bu çalışmalarının sonucunda da başarılı olmuşlardır. Bu nedenle, diğer kurumlar ve ülkemizin vatandaşları tarafından hep yüksek ücret aldığı düşünülen, konuşulan ve söylenen Maliye Bakanlığı personelini diğer Bakanlıklarda çalışan personeller özlük hakları açısından ikiye katlamışlardır. Bırakınız kendi kurumumuza örnek olmayı, keşke diğer Bakanlıkları örnek olarak alabilseydik, personel özlük haklarını iyileştirebilir, en azından diğer Bakanlıklardaki “uzmanlar” seviyesine yetişebilirdik, kim bilir ? …

Bu bağlamda, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan Gelir Uzmanları ile diğer Bakanlıkların kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan uzmanlar ve Devlet Gelir Uzmanları arasında bilgi, görüş, beceri, yapılan iş ve işlemler ile sunulan hizmetler açısından hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Bu farklılığın gözetilmesi de Anayasamızın idarenin bütünlüğü, eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Buna göre,

◙ Maliye Bakanlığı’ndaki sağlıklı yapının devam ettirilebilmesi,

◙ Nitelikli personel istihdamının sağlanabilmesi,

◙ Hizmet sunumunda ve kurumsal başarıda hedeflerin üzerine çıkılabilmesi,

◙ Anayasal haklar olan hukukun üstünlüğü ilkesinin, kanun önünde eşitlik idarenin bütünlüğü ilkesinin ve fırsat eşitliği ilkesinin tüm uzmanlık kadroları arasında tesis edilebilmesi,

için mevcut Kanun Hükmünde Kararnamede unutulan Gelir Uzmanların özlük haklarının iyileştirilmesi ve statülerinin yükseltilmesi konusundaki engellerin kaldırılması, Gelir Uzmanları olarak devlet gelirlerinin toplanmasındaki verimlilik ve çalışma barışımızın daha fazla bozulmadan, bir an önce söz konusu Kanun Hükmündeki Kararnamedeki düzenlemelere Gelir Uzmanlarının da dahil edilmesine ilişkin düzenlemenin bir an önce gerçekleştirilmesi temel talebimizdir. Aksi halde, vergi dairelerindeki huzursuzluk bütün vatandaşlarımıza yansıyacak ve mücadelemiz artarak devam edecektir.

GELİR UZMANLARI

Yorum Ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.